• +90 535 822 91 85

Kavram Haritası

KAVRAM HARİTAMIZI HAKİKATE UYARLAMAK

 

Bir cümleyi, o cümlenin içerisinde geçen kavramların zihnimizde çağrıştırdıklarına göre anlamlandırırız.

Bir kavram herkesin zihninde farklı bir anlam taşıyabilir,  farklı bireylerin zihninde farklı çağrışımlar yapabilir. Dolayısıyla herkesin aynı bilgiden çıkardığı sonuç da farklı olur. Böylece hakikati fark etmede araç olan bilgi, herkesin zihninde kendince (kendi kapasitesince, zannınca) yorumlanır.

Necm Suresi 28. Ayet: “Hâlbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakîkat namına hiçbir şey ifade etmez”.

“Cüz-i irade – külli irade, adâlet, âhiret, tecelli, melekler, arş, kürsü, sevap, Rab,  ruh, Nûr veya Nûr enerjisi, Rahmani-şeytanî, ulvî-süflî,  Zâhir-Bâtın, fıtrat, nefis vb. gibi kelimeler, zihninizde neyi çağrıştırıyor, ne anlama geliyor, nasıl algılanıyor? Bu kelimelerin hakiki anlamlarını bilmiyorsanız, size anlatılan dini öğretiyi nasıl doğru olarak anlayıp, içselleştirip, uygulayabileceksiniz? (Zaten Müslümanların ve İslam’ın hak ettiği yerde olmamasının en büyük nedeni de budur.)

Adâlet kavramını eşitlik gibi algılayan bir bireyin, Allah’tan adâlet beklentisi nasıl olur?  Ya adalet eşitlik değilse? Hayatını, yaşadığı olayları nasıl doğru analiz eder, yorumlar, olaylara karşı doğru tepkiler nasıl geliştirebilir. Bu durumda insan bilgi aracılığıyla tekamülünü nasıl sağlar. Bilgi olmadan ve alınan bilgi doğru anlaşılmadan doğru anlamlandırılmadan olur mu? Bilgi-ilim çok önemlidir;zîrâ “insan bu dünyaya ilim ve dua (zikir) aracılığıyla tekâmüle gelmiştir.”

Resulü Ekrem; “Dünyayı isteyen ilme sarılsın Ahireti isteyen ilme sarılsın her ikisini, de isteyen ilme sarılsın” buyurmamışlar mıdır!

Dini öğretinin ilk aşamasında, bazısı mecazi olarak verilen bilgileri, bilincimize nasıl anlamlandırarak yükledik ve bu öğretiden nasıl bir ana fikir çıkardık acaba? Bu ana fikir hakikatle örtüşüyor mu?

Kur’ân-ı Kerim’ de, ”İman’ı kalbine inmemiş bedeviler” olarak adlandırılan, taklidî imânla hareket edenlerin dini ve dünyayı ne hale getirdikleri malumdur. Kanımca buna neden olan hem ilimle gidilmemesi hem insanın kolaya kaçan nefsi yapısı hem öğretinin mecazi ve duygusal tarzda verilip hakikate uygun yapıda verilmemesi hem de öğretiyi alan kişilerin öğretiyi beyinlerinde doğru -hakikatine uygun- anlamlandıramamasıdır.

Bu mesele o kadar önemlidir ki; zihnimizde bazı kelimelere yüklediğimiz anlamları, ilim ve bilim ışığında yeniden düzenlememiz, hakikate doğru bilinç sıçraması yapabilmemizin neredeyse tek yoludur. Dolayısıyla eğitim seminerlerine öncelikle kavram haritamızı hakikate uyarlayarak başlıyoruz.

 

Muhammed Sadi